ANASAYFA  |  ÖNERİ VE ŞİKAYET  |  İLETİŞİM

BİYOGRAFİ HABERLER MAKALELER GİYOTİN HAVUZU İLETİŞİM
BABA KATLİ VE | HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi
  KADROMUZ
 
BABA KATLİ VE

İKTİDAR OLMA

 

Akşam ( 15.11.2016 ) , TRT 1 de, “”tetikçi” isimli, Amerikan filmine denk geldim.Not alarak izledim.Bu yazı da biraz, filme nazire olsun diye yazıldı.

Has ve olgun cümleler vardı filmde ama film deyip geçmeyelim.Bakın içinde ne vardı !
Amerikan derin devleti.
Bu devletin dünyanın çeşitli yerlerindeki ipinelikleri.
(Sanki RUSYA-İNGİLTERE-ALAMANYA da sütten çıkma kaşık )
En çok da , “ Yaralı tipler, kullanılması en kolay insanlardır sistem için” demez mi,alt roldeki SENATÖR!(*)

O an ,bu yazıyı yazmaya karar verdim.Bakalım ne diyeceksiniz!
1994 belediye seçimleri sonucunda, REFAH partisi adayı “recep Tayyip Erdoğan”, İstanbul belediye başkanı olmuştu.Dışardan bakıldığında alelade,hiçbir göze batarlığı olmayan,kendi halindeymiş izlenimi veren bir kişilik (gibi).

Yanlış hatırlamıyorsam DALAN ANAP’ın , Livaneli de CHP’nin adayı idiler.DALAN , Livaneli ile uğraşırken , aradan REFAH adayı RTE çıkıvermişti.
Kamuoyu,hiç beklemediği bir tercihle karşı karşıya kalmış, bir süre zihnen sendelemişti.Bilebildiğim kadarıyla, hiçbir sosyal ve siyasi kanat,kanaat odağı, kim bu adam diye RTE’nin ardına düşmemişti.

Garip,anlaşılmaz bir tavırla küçümsemişlermiydi “adamı”.
Karısının başı bağlı, haliyle.
Bıyığı,pek de alıştığımız badem biçiminde değildi.
Doğaçlamada,çok baskın konuşabiliyor.
Vitrinde çekingen gibi fakat sinsi saldırgan olabileceğini anlıyorum.
(Ben,15 yaşımda babamı yitirdim ve batmaya yüz tutmuş işlerimizle yüzyüze kaldım.Anamla, ne badirelerden geçip de geldik.O yüzleri iyi bilirim.)

Ara bilgi:
Sürekli ÇATIŞKI hali, nihayet insanı yorar,bîtap düşürür.Sürekli ÇATIŞKI, gereksiz ve yersiz duygusallıktır.Doğrusu,akılcı yaklaşımdır.ÇATIŞMAYI anlayıp,kavrayarak yaklaşmak,çözüme gitmektir.SÜREKLİ çatışkı, varolan sorunlar yumağını ,yuvarlanan kartopu gibi büyütür de büyütür.
Bkz: Son yılların Türkiye’si ve O’nun cumhurbaşının,habire söyledikleri.

“AYDINLIK “ dergisi o zaman 15 günde bir çıkıyor , siyah beyaz zeminli,basın dünyasının TABLOID boy dediği ebatta idi.VATAN partisi de,İŞÇİ partisi kimliğindeydi.YALÇIN KÜÇÜK HOCA , bugünkü hacimli kitaplarının habercisi olan “yarının tarihçilerine notlar” adlı çalışmasını,yarımşar sayfa halinde ,AYDINLIK’ta yayınlıyordu.

Özel bildirim:
Üzerinden tastamam 20 yıl geçti, açıklamamda bir sakınca yok.Rahmetli NEJAT BİRDOĞAN HOCA’ya , “toplumsal mücadelelerde birey ve psikoloji” üzerine bir makale göndermiştim.Tam yayınlayacaktı ki, HOCA, aniden vefat etti.AYDINLIK da unuttu tabi ki bizim makaleyi.

Sonra efendim, PRF BASKIN ORAN ve ressam BEDRİ BAYKAM’la fena halde papaz oluyoruz.Prf. Oran, ilettiğim ikinci cevabımı,her nedense yayınlamıyor veya AYDINLIK izin vermiyor.Bilemem.
“Ressam” Bedri Baykam’la ise durum çok daha farklı idi. Kendisine getirdiğim eleştiriye, telefonla , ANA AVRAT küfrederek yanıt vermişti.

İşte bu AYDINLIK, haklı olarak, belediye başkanı recep Tayyip beyi,olur olmadık zamanda ziyaret eden YABANCI konukları haber yapıyordu.Hüseyin Sungur da, İŞÇİ partisinde,haftada bir gün ,çağrılı olarak siyaset sosyolojisi “ vaazları” veriyordu.

Recep Tayyip bey, “görülen lûzum üzerine”, destan kahramanı esvabı/RUHSAL ve mitolojik / giydirileceği , uzaktan kumandalı 4.5 aylık hapis cezasına , henüz başlamamıştı.
1996 baharı olmalı.Yine bir vaaz günü,Hüseyin Sungur,AYDINLIK bölge muhabirlerinin de olduğu bir ortamda, recep beyin o ana kadar gerçekleşen “ özel” ziyaretçilerini değerlendirdikten sonra, şöyle buyuracaktı:
“Hayırlı,uğurlu olsun,ÜLKEMİN yeni başbakanı”.

Bir an kutup iklimi etkisi yapan bu “kehanete” ilk tepki,hep bir ağızdan şaşkınlık uğultusu şeklinde kendini belli etmişti.

O zamanlarda , günlük yayınlanan KATILIM ( sevgili İbrahim Yalçıner ) gazetesinde, haftada altı gün yazıyordum.
Sabah gazetesi henüz DİNÇ BİLGİN’de idi.

Hulûsi TURGUT ,acar bir ropörtaj ustası idi.”Umulmadık” belediye başkanı recep Tayyip beyle, üç gün süren bir “mülâkat” yapmıştı. Recep Bey, hiç gülmeyen , sert ve acımasız babasından, denizci palaskasıyla, 15,16 yaşına kadar, nasıl dayak yediğini anlatıyordu.Üstelik ufacık evlerinin , mutfağındaki tavan çengeline kendisini asarak, palaskalıyormuş babası.Bana burası,biraz üfürme gibi gelmişti “ o zaman”.

(*) Meraklısına not : Senatörün doğru tespiti olan YARALI TİP konusunu, ayrıntılı olarak DR CEMAL DİNDAR’ın TELOS yayınlarından çıkan ,genişletilmiş baskı , Bİ’AT ve ÖFKE / Recep Tayyib’in “psikolojik biyografisi” adlı çalışmasının, özellikle 32-40 ve 40-58 sayfaları arasında ,çok anlaşılır bir şekilde okuyabilirsiniz.
(*)Bugüne değin, üzerine ÖLÜ TOPRAĞI serpilmiş ülkemde, RTE ile ilgili en ufak bir yiğit , iddialı, hata yapmaktan korkmayan çalışma yapılmadı.

(*)DR CEMAL DİNDAR hariç…İşin künhünü, MERKEZKAL gücünü ve ayrıntılarını bilmediğimiz sürece, bu faşizm sürer gider efendiler.
Bu palaskalı ve sürekli dayakları okuyunca, insan , “Ulan burası ev mi, nazi kampı mı, orta çağın engizisyon hücresi mi” diye düşünmekten kendini alamıyor.
HULÛSİ TURGUT ‘un bu dehşet söyleşisini kesip, arşivlemiştim.Her ne olduysa oldu, yitirdim.Görüyorum ki, İNTERNET ortamından da yok edilmiş “o söyleşi”.

Bu söyleşiyi okuduktan sonra , rahat durmadı tabi ki HÜSEYİN SUNGUR. 
Tuttu,dedi ki:
(**) “” Birileri, seni bu ülkeye başbakan yapmaya yapacak.Ancak, babana duyduğun uçsuz,bucaksız birikmiş kin ve öfkenin bedelini, ülkem insanına ödeteceksin, biliyorum “ diye yazdı ,açıkcası.
Çooook gerilere uzanıyoruz.1800lerde adı PLİHOZ olan DUMANKAYA köyündendir ailesi.Büyük büyük dede BAKATOĞLU AHMED’in , Tahir-Yunus-Mehmet adında üç oğlu var.Oğullardan TAHİR, bilinmeyen bir nedenle babasını öldürür.Zaten aile,baştan sona tuhaflıklar yumağı. Aklı yerinde değil denilerek , Tahir’in bu cinayetten sıyrıldığını anlatıyor DUMANKAYA köylüleri.

(Bkz :13 Temuz 2006 / Tempo dergisi, Enis Tayman, Tayyip Erdoğan'ın Soy Ağacı)

Destan gibi mübarek...

Bu kez de 1906 yılında , doğrudan Recep Tayyip dedesi Tayyip, köylülerin deyişiyle Teyup,köyde , mera meselesi yüzünden, köylüler tarafından öldürülür.Denilene göre köylü merayı ister, dede Teyup buna karşı çıkar ,sahiplenmek ister.
Belediye başkanlığı dönemindeki TAKsim’e cami yaptırma inadı geliyor insanın aklına.Ama Çamlıca’ya dikti camiyi.
(**)1996 yılındaki kehanetime dönersek!
Ailede, pek akıllıca olmayan zihinsel bir yapıdan söz etmek olasıdır gibime geliyor. Ama onun da ötesinde, cinayetlerin ortasında olmak, sanki yazgıları gibi.
Babasının 4. eşinden olma, evin küçük çocuğudur TAYYİP.Babasının aile içindeki zulmünü yaşayarak büyüdü.
15,16 yaşına kadar ,yukarda belirttik, babasından palaskayla amansız DAYAKLAR yedi, anasına eziyet edildi. Bunları hep gördü de gördü.

AMA büyük amcası gibi BABASINI öldüremedi.

Onun yerine TÜRKİYE’yi öldürüyor.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!



 
 HABERLER
 
NEREYE DOĞRU
NASIL

Tarih : 6.12.2019 1
Devamı...
 
 
İLTİHAP
2. NEŞTER

Tarih : 26.09.2019
Devamı...
 
 
 
 MAKALELER
 
BOŞLUK
VE ANLAM

Tarih : 4.10.2019 1
Devamı...
 
 
KÜÇÜK İSKENDER
BÜYÜK ŞİİR

Tarih : 8.07.2019 1
Devamı...
 
 
 
 www.huseyinsungur.com
 

 GİYOTİN HAVUZU
 

CEHALET VE
RENKLERİ

Tarih : 6.12.2019 1|
Devamı...

 

KONYA ÜZERİNDEN
NEREYE!

Tarih : 22.10.2019 |
Devamı...

 

ÖLÜ BİR RUH
ÖZGÜR DÜŞÜNCE

Tarih : 8.10.2019 1|
Devamı...

 

ÖLÜ BİR RUH
OTOPSİ DENEMESİ

Tarih : 7.10.2019 2|
Devamı...

 


 
 

 
 
ANASAYFA BİYOGRAFİ SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ İLETİŞİM


Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!

HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi | huseyinsungur.com © Copyright 2015-2018 Tüm hakları saklıdır..! zinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA