ANASAYFA  |  ÖNERİ VE ŞİKAYET  |  İLETİŞİM

BİYOGRAFİ HABERLER MAKALELER GİYOTİN HAVUZU E-KİTAP
UZUN YOL YAZILARI | HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi
  KADROMUZ
 
UZUN YOL YAZILARI

9. PERDE

UZUN YOL YAZILARI

Gece,sessizlik, cennet ya da cinnet  koltukları

 

Gerçekten mersin’in hayhuyunu geride bırakıp, DOĞANÇAY köyüne gelmek, büyük çok büyük bir nimet.

Karanlığın içinde, adeta siz ve yalnızlık, sessizliğin eşliğindesiniz.

Evren, sanki “ sonsuz”  laciverdi bir gök kubbe gibi tepenizde, giderek koyulaşıyor ve siz, tuhaf bir yalnızlığın içinde, belki ötecek bir baykuşun sesi veyahut kapınızın az ötesinde, sizden yiyecek bekleyen, köyün şımarık kara kedisinden başka kimsenin olmadığı bir varoloşun içindesiniz.

Köy, geniş bir “V” harfi gibi, çanaksı bir yapıya sahip.

Üzüm bağları, çepeçevre etrafımızda. Arada sırada, yakındaki evlerden sızan sohbet  veyahut teve sesleri  geliyor. Birkaç gündür, güney tarafımızdaki bir noktadan, akşamları, tüfekle,  tek tük ateş ediliyor.

Birkaç tane sivrisinek, gecenin füsununu, az da olsa bozuyor.

Düşünüyorum.

Tarih bize, sırf düşündüğünden dolayı, başı derde girmiş birinden söz etmiyor. Dolayısıyla, rahat rahat koyu sessizliğin içinde, her yöne dönerek düşünebiliriz.

Evren tepemizde.

“gece” bitmeyecek gibi görünen bir karanlık.

Gündüzse, laciverdi bahçe diye yazmıştı Nazım.

Bu laciverdi bahçeye baktıkça, ne denli aciz ve zayıf olduğumuzu görüyor, hissediyorum.

Bazı akıl daneler, bu bahçeye, ille de bir bahçevan arıyorlar.

Einstein diyor ki, bu büyük sırra, çok kez yaklaştım, tam sıkı skı  tutacakken, elimden ustalıkla sıyrılıp, uzaklaştı.

Korkarım, bu hal, sonsuza kadar böyle olacak.

Güneş son derece hoş doğar buralarda. Doğu yanımızda, minik bir sıra dağ gibi, kuzeyden güneye uzanan tek parça tepenin ardından, ağır ağır, sanki çevreye bir şeyler demek ister gibi, ışık huzmeleri, yavaş yavaş kendini gösterir.

Güneş, ağır ağır doğuyor gibi görünür gözlerimize. Heyhat. Ne hoş bir yanılsamadır. Doğan güneş değil, dönen dünyanın yarattığı görsel yanılsamadır.

Yüzlerce yıl, edebiyata, destanlara, şiirlere böylesine ulanmıştır, “ doğan güneş”. Ama “doğmayan” bir şey vardır yaşamımızda. Cehaletimizi yok etmek, aklı-bilgiyi-sevgiyi “ anayasa” yapmak.

Olmuyor.olamıyor…

İnsansoyumuz, yüzlerce, binlerce  yıl önce, örgütlü yaşamaya başladığı andan itibaren, örgütlü bir şekilde cinayet işlemeye başlamıştır. Evet, yanlış okumadınız, CİNAYET diyorum.

Sonra aklıma başka başka şeyler geliyor. Ne mi geliyor ! elbette yurdum ve insanlarım geliyor… afrikalı kabileler, rus stepleri, g.amerika AND dağlarının gelecek hali yok ya!

Yalanın oturduğu koltukları çok merak ediyorum.

Yalan mı dedim!? Evet, yalan…ülkemin her dönemdeki iktidar koltuğunda oturan varlık, yalan… değil mi!

Annemin bize öğrettiği-dayattığı, uğrunda gün gelip, benimle, yaptığım şakayı ciddiye alıp, günlerce konuşmadığı,  “ yalan şakası”… yalan söylemek mi, aman yarabbi.

Yaş 71… yıllar önce, Süleyman demirel’le başlayan,  ülkeye, AKLIMIZIN ERME  sürecini, tastamam 60/ ALTMIŞ yıldır izliyoruz…

BU 60 / ALTMIŞ yıl içinde ne gördük ve anladık !

Sadece bir tek şey söyleyeyim… azdan çoğu anlayınız…1984  başında, askerden gelmiştim. OKAN MERZECİ belediye başkanı, SABAHATTİN ÇAKMAKOĞLU vali idi. Henüz SONHABER gazetesinde, yazmaya başlamamıştım. 1985 baharı olmalı. Varolan tüm MERSİN günlük gazetelerinde, hemen hemen aynı başlık atılmıştı:

VALİ ÇAKMAKOĞLU BAŞKANLIĞINDA KURULAN KOMİSYON, MERSİN’İN ULAŞIM SORUNUNU, “” MASAYA”” YATIRDI… 41 YIL ÖNCE…bir SORUN MASAYA YATIRILMIŞ… idi.

2026 yılı,  20 temmuz günü sabahı, MERSİN’de,şehiriçi ulaşım, bir cinnet mi- cennet mi sizce…

2026 yılı, 20 temmuz sabahı, Mersin’den, taaaaaa, KIZKALESİNE kadar olan sahil şeridi, cennet mi- cinnet mi sizce…  

Hani “ memnuniyetle hizmet”…

Rahmetli OKAN ABİYE, ( ki gelmiş geçmiş belediye başkanları içinde, halkla bütünleşebilen tek başkandı),iki tane proje fısıldamıştım kulağına… o gümbür gümbür sesiyle gülmüş’dü !!? aramızda kaldı.

Hemen hemen her akşamüstü, yakın bir arkadaşı ile HİLTON sahilinde, poposunda, dizlerine kadar inen şortu, üstünde herkesde görülebilecek, sıfır yaka bir fanila, sohbet ederek yürürdü.

Vahap seçer i, ya da burhanettin kocamaz’ı, böyle bir yürüyüş yaparken, düşünebiliyor musunuz! Cuma namazlarını kaçırmayan bir arkadaşım, sırf burhanettinin, Cuma namazlarındaki KİBİRİNİ görmemek için, ulucamiye gitmeyi bırakmış, başka bir camiye gitmeye başlamıştı.

Daha da yazsam, sanırım, fenalık geçireceksiniz. İyisi mi, şimdilik burda bırakalım…

 

 

 

 

 

 



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!



 
 HABERLER
 
UZUN YOL YAZILARI
9. PERDE

Tarih : 20.07.2026
Devamı...
 
 
UZUN YOL YAZILARI
8. PERDE

Tarih : 18.07.2026
Devamı...
 
 
 
 MAKALELER
 
YENİ DÖNEM
ŞİİRİMİZ

Tarih : 1.11.2025
Devamı...
 
 
" SUYU ARAYAN ADAM" LAR 2
ÇOK ESKİ BİR GEÇMİŞE DAİR

Tarih : 21.09.2025
Devamı...
 
 
 
 GİYOTİN HAVUZU
 

SORUN NEDİR
BENCE

Tarih : 26.06.2026 |
Devamı...

 

ŞEYTAN BİLİM
VE AZGELİŞMİŞLİK

Tarih : 20.06.2026 |
Devamı...

 

PRF İLHAMİ GÜLER
TÜRK MÜSLÜMANLIĞI- AMERİKA SEVDASI

Tarih : 14.06.2026 |
Devamı...

 

DÜŞÜNÜYORUM DA
BAKIN NE DİYORUM

Tarih : 22.05.2026 |
Devamı...

 


 
 

 
 
ANASAYFA BİYOGRAFİ SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ İLETİŞİM


Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.

HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi | huseyinsungur.com © Copyright 2015-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA