ANASAYFA  |  ÖNERİ VE ŞİKAYET  |  İLETİŞİM

BİYOGRAFİ HABERLER MAKALELER GİYOTİN HAVUZU İLETİŞİM
TARSUS BİR ÂTEŞTİR /3 | HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi
  KADROMUZ
 
TARSUS BİR ÂTEŞTİR /3

UZAKLAŞIRSAN EĞER...

Tarsuslu olmak  üzerine …

Cumhuriyet tarihimizin 1950lerden sonraki yılları ,19. yüzyılın ikinci yarısındaki kuzey amerikanın KLONDAYK ( Clondike ) bölgesinin yoğun olarak yaşadığı , ALTINA HÜCUM dönemine çok benzeyen ,KIRDAN KENTE göçle özdeş sayılmalıdır.

Son derece yanlış , özü ıskalayan ekonomik uygulamalar ,akıldan zîyade cehennem niyetli ,paragöz, sinekten dahî yağ çıkarmayı ilke edinmiş , tamamına yakını ,bugünlerin tasviriyle arızalı zihinler , ülkenin temelde üç büyük(!) şehrini , bu önlenemez , tedbirsiz insan  akınına kurban etmiştir.

Dayanılmaz bir insan seli.

ANTİK dönem yazar ve gazetecisi , KSENEFON’un ( Antik zamanda yaşamış , Atinalı düşünür,yazar ve tarihçi.MÖ 430 doğum, MÖ 355 ölüm )  son derece özgün biçimde ,ANADOLU’nun büyük bir bölümünü de içine alan anlatısı ONBİNLERİN DÖNÜŞÜ gibi bir insan akını.

 (( Bu vesile ile altını çizelim ki ;  bu doyumsuz tarihsel anlatıda , TARSUS da, ciddi bir biçimde yer almaktadır.Sağındaki,solundaki yerlere, düşünmeden taşınmadan “çok eski” diyenler, evvelâ tarihin mutfağına girip, dolaşmaları gerekmektedir.))

Bu akıl ötesi nüfus şişkinliği , elbette beraberinde getirdiği  tomarla değişik yerel değer , tutum ve davranışın  , giderek metropolleşen , devleşen şehirlerimizin , ruhsal-davranış altüst olmasına   yol açacaktı.

2010lu yılların Türkiyesi’nde , memleket sathına baktığımızda ,İst. , Ankara , İzmir,Antep,Konya,Adana , Bursa , Erzurum ,Urfa , D.Bakır gibi şehirlerimizin , nereye gömülü olduğu artık yeni kuşaklarca bilinmeyen ESKİ KADÎM RUHSAL gövdelerinden , giderek cılızlaşan  “Bize acıyın “ iniltilerinin duyulduğunu söyleyebiliriz.

Yıkmak, bu şekilde yok ederek, varolduğunu fark etmek ve fark ettirmek  ,giderek davranışlarımızın temelini oluşturuyor (gibi).

Kimbilir.

Şair İlhan Berk’in , son derece duyarlı cümlesini hatırlamalıyız;”” korkarım birgün ,ey insanlar dediğimde,kimse üstüne alınmayacak””.

Evet,ben de rahmetli İlhan Berk kadar korku içindeyim.

Muhtemelen bu dayanılmaz,hatta görece önlenemez GÖÇ altüst oluşu,belkide ilkin RUHSAL hafıza kayıtlarımızı helâk etmiştir. Artık eski bir zaman menkîbesi  ,EFLÂTUN CEM GÜNEY(*) hikâyelerinde , minik bir derkenar paragraftır artık “ Bir şehrin yerlisi “ olmak.

(*) 1896,Hekimhan,Malatya doğumlu, ünlü halk hikâyeleri derleyicimiz ve yazarımız.

Vefat 1981…

 

“Bir şehrin yerlisi olmak”, büyük romancımız ORHAN KEMAL gibi söylersek , “gidilecek bir yeri olmamak” anlamına da gelebileceği gibi , Ekim 1917 “Rus” ihtilâlinden sonra , Avrupa başkentlerinde ve İstanbul’da , işportaya düşen “Beyaz Rus” aristokrasisi cinsinden fersûde ( yıpranmış ) bir kıymet halinde  vücûd edebilen hal de olabilir.

Hükümsüz,rükûş, 20. Yüzyılın ilk yarısına ait bir kıymet , sanki.

Ne tuhaf değil mi !

“Bir şehrin yerlisi” tamlaması ,sanki bir bilim kurgu film cümlesini  hatırlatır gibi.

“Nerelisiniz” sorusuna , artık tek kelimelik cevapların verildiği zamanları  bitiriyor muyuz acaba!Öyle gibi görünse de, ruhsal  derinliğimizde daima yaşaya kalmakta olan aidiyet duygumuz , bugün ne denli modern zamanlar mostrası tüketim çılgınlığı , çöplerle , kimliksiz hafriyatlarla gizlenmeye çalışılırsa çalışılsın, mutlaka aslına dönüp, “Hoy da bre, ben buradayım ;Tarsusum, Silopiyim,Gelendostum” diyecektir.

Eminim.

Şimdilik kaydıyla ve maalesef , “” Anneler …….li , babalar ……..lı ; biz de ………. doğumluyuz amma çocukluğumuz da …………………da geçti “ tedirginliği ,  bir müddet dillerde savsaklanarak dolaşacaktır. 

Nereli olduğunu anlatamazken,sosyal ve psikolojik parçalanmışlığı yaşayanlar,bugün ,yepyeni bir “HEMŞEHRİ” öntipini ( belkide öncü) oluşturmaktadırlar.

Parmağını Türkiye haritasına uzatıp, “şuralıyım” diyebilmek yerine,mecburen birkaç yeri parmağının ucuyla gezinenlerin gözlerinde,çoğunlukla yerleşiksizlik  sürgitinin  tedirginliğini yaşadıklarını söyleyebiliriz.

Bu,öylesine içburkan bir sıkıntıdır ki,küçük bacanağım,özel sohbetlerimizde ,babasının devlet memuru olmasından gelen , ANADOLU’nun sağına,soluna koştururcasına icra ettikleri ,TAYİN dolaşımı aidiyetsizliğinden duyduğu , belli bir toprağa aidiyetsizlik  sıkıntısını ,”Ne güzel be abi, sen TARSUSLUYUM diyebiliyorsun” cümlesiyle , beni de kendi özlemine katık ederek vurgular.

Bugün , MODERN ZAMANLAR şehirlerinin , yek digerinden ayırdedilemeyen FABRİKASYON imalât gibi ,dünya denilen sahnede dikilip,durmaları belkide farkında olmadan , saklı bir yerimizde duran ,insanî bir İSYAN aşkını , DEMİRCİK ağacı(*) gürdüğü  gibi tahriş ederek , su yüzüne çıkmasını sağlayabilecektir.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

    Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış..!



 
 HABERLER
 
İLTİHAP
2. NEŞTER

Tarih : 26.09.2019
Devamı...
 
 
SABAHA KARŞI
FİZİK 1

Tarih : 26.09.2019
Devamı...
 
 
 
 MAKALELER
 
BOŞLUK
VE ANLAM

Tarih : 4.10.2019 1
Devamı...
 
 
KÜÇÜK İSKENDER
BÜYÜK ŞİİR

Tarih : 8.07.2019 1
Devamı...
 
 
 
 www.huseyinsungur.com
 

 GİYOTİN HAVUZU
 

KONYA ÜZERİNDEN
NEREYE!

Tarih : 22.10.2019 |
Devamı...

 

ÖLÜ BİR RUH
ÖZGÜR DÜŞÜNCE

Tarih : 8.10.2019 1|
Devamı...

 

ÖLÜ BİR RUH
OTOPSİ DENEMESİ

Tarih : 7.10.2019 2|
Devamı...

 

ÖLÜ BİR RUH
VE OTOPSİSİ

Tarih : 1.10.2019 1|
Devamı...

 


 
 

 
 
ANASAYFA BİYOGRAFİ SIK KULLANILANLARA EKLE GİZLİLİK İLKELERİ İLETİŞİM


Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!

HÜSEYİN SUNGUR | Resmi Web Sitesi | huseyinsungur.com © Copyright 2015-2018 Tüm hakları saklıdır..! zinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA